01-Önsöz

Bismillahirrahmanirrahim.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla..

Âlemlerin Rabbi, esirgeyen ve bağışlayan, Din Gününün maliki olan Allah’ımıza (c.c.) sonsuz hamdler ve senalar olsun. Hz. Âdem ve Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendilerimiz başta olmak üzere, bütün peygamberlere, ayrıca Hz. Mehdi ve Hz. İsa aleyhisselamlara ve onların zamanına kadar gelecek bütün velilere, bu yüce insanların âline, ashabına ve onlara ihsan ile tabi olan tüm salih müminlere salât ve selâm olsun.

Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”(Lokman Suresi, 27. ayet)

Tasavvuf, kendi sözümüzü sonsuz ve mutlak gerçek olan Rabbimizin sözü ile değiştirmektir. Rabbimizin sözünün idrak edilip yaşam kaynağımız olması tasavvuftur, tasavvufun gayesidir.

Tasavvuf, âlemlerin Rabbi olan Allah’ımıza giden bir tariktir (yoldur). Bu yolda yürüyenler mutlaka Rabbini bulmakta ve O’na kavuşmanın saadeti, sevinç ve coşkusu ile huzura ermektedir. Herkese açık olan bu yolda samimi, azimli, edepli ve muhabbetli olanlar, hiç şüphesiz, Rabbini daha iyi tanımakta ve O’na daha önce kavuşmaktadır. Nihai olarak Rableri katındaki dereceleri de daha yüksek olmaktadır.

Öte yandan, tasavvuf, “Ben, gizli bir hazine idim, bilinmeyi istedim..” buyuran Allah’ımıza giden yolu gösteren basit ancak şifreli bir haritadır. Bu haritayı, basit gibi görülse de mahir bir haritacı ile çözüp hazineye ulaşmamız gerekir.

Hz. İsa Mesih Ruhullah Efendimiz, “Gerçek, yaşam ve yol benim” buyurmuşlardır. Bu söz, aslında tasavvufu da tarif etmektedir; hakikaten tasavvuf, gerçektir, yaşamdır ve yoldur. Kesinlikle dinden ayrı bir alan ve dine sonradan giren bir ilim değildir. Kaynağı ve başlangıcı, Hz. Âdem aleyhisselamdır.

Belirtmek isteriz ki, birilerinin öyle olmadıkları halde, kendilerini mürşid olarak tanıtmaları, sahte tasavvuf yolları ve silsileleri türetip insanları aldatmaya çalışmaları, maalesef her zaman olmuştur ve belki olacaktır da. Ancak, bu tür kişilerden ve çalışmalardan yola çıkılarak ve etkilenerek, tasavvufa karşı gelmek, büyük bir yanılgıdır ve tek kelimeyle, şeytanın kurduğu tuzağa düşmektir.

Şeytanın hiç sevmediği ve temeline dinamit koymaya çalıştığı konuların başında gelen tasavvuf ve tarikatler hakkında, gerçeklerin ortaya konulması için kaleme alınan bu eser, tasavvuf yolu büyüklerinden Kutbüzzaman Seyyid Şerif Muhammed Sıddık Haşimi Hazretlerinin fikirleri ve gönül sohbetlerinden derlenerek hazırlanmıştır.

Eserimiz, akademik bir eser olmadığından, eserde yer verilen konular, kısa ve öz olarak, halkın anlayabileceği sade bir lisan ile anlatılmıştır.

Eserin ilk bölümünde, tasavvufun tanımı yapılarak, bilhassa başlangıcı ve kaynağı üzerinde durulmuş, Hz. Âdem’in hayatına tasavvufi pencereden bakılmıştır. Tasavvufta önemli bazı kavramlara ayrıca değinilmiştir. Ayrıca, Muhammed Sıddık Haşimi Hazretlerinin icazetli olduğu tarikatların pirlerinin söz ve sohbetlerine yer verilerek bir umman olan tasavvufun bu suretle, kısa bir özeti verilmek istenmiştir.

Yine bu bölümde, Muhammed Sıddık Haşimi Hazretlerinin tarif ettiği rabıta usulü ile tasavvuf derslerine de yer verilmiş olup dileyenler tarif edilen dersleri çekmek suretiyle, tasavvufu pratik olarak yaşamaya başlayabilirler. Bu dört farklı dersin samimi, düzenli ve devamlı bir şekilde çekilmesi halinde, kısa zamanda manevi fetihler yaşanmaya ve gönüllerin açılmaya başlayacağına inanıyoruz. Hemen her konuda olduğu gibi, Allah’a vasıl olma yolu olan tasavvuf yolunda da sabırla ve azimle çalışılırsa, başarıya ulaşılacağı kesindir.

“Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur. Ve çalışması da ileride görülecektir. Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir. Ve şüphesiz en son varış Rabbinedir. Doğrusu güldüren de, ağlatan da O’dur. Öldüren de,dirilten de O’dur.” (Necm Suresi, 39-44.ayetler)

Eserin ikinci bölümünde, tasavvufun İslam tarihindeki en önemli uygulayıcıları olan 12 Tarikat Pirinin hayatına ayrıca yer verilmiştir. Son bölüm de, Muhammed Sıddık Haşimi Hazretlerinin, Mevlana Halidi Bağdadi Hazretlerine kadar ki hocaları olan Silsile büyüklerinin hayatlarından oluşmuştur. Bu kutlu insanların hayatları, gerçek tasavvufun en güzel uygulamaları olduğundan, kitabımızda hem kendileri tanıtılmak istenmiş hem de tasavvufun daha iyi anlaşılması amaçlanmıştır.

 

Gayret bizden, tevfik Allah’tandır

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s